Hakkımda
İlk tesbihim benim değildi; dedemindi. Oltu taşı, gümüş imameli, kenarları ellene ellene yumuşamış bir otuz üçlük. O vefat edince bana kaldı. Uzun süre çekmecede durdu, sonra bir gün elime aldım ve bırakamadım.
En çok kehribara düşkünüm. Sıkması, damlası, tozu — her biri başka huylu. Gerçeğini sahtesinden ayırmayı zamanla, yanıla yanıla öğrendim; tuzlu su, mor ışık, sürtünce çıkan koku. Emin olmadığım şey koleksiyona girmez.
Neden sergiliyorum? Bunca yıl çekmecede saklamanın kimseye faydası yok. Tesbih çekilmek ister, en azından görülmek ister; vitrinde bile dursa birinin gözü değsin isterim.
Burası bir dükkân değil, onu baştan söyleyeyim. Merak ettiğinizi WhatsApp’tan sorarsınız; ek fotoğraf, gün ışığında video, ne isterseniz çeker gönderirim. Kusuru olan parçanın kusuru notunda yazar — yazmadıysam gözümden kaçmıştır, söyleyin düzelteyim.